I
I










AYLİN BEYOĞLU
1978 Edirne doğumlu olan (Gürbüz) Beyoğlu, 1994 yılında Edirne Lisesi’nden, 1997 de ise Akdeniz Üniversitesi E.M.Y. Okulu Makine Bölümü’nden mezun oldu. Resim sanatına olan tutkusuyla özel yetenek sınavlarına giren sanatçı, sınavları kazanarak eğitimine başladı ve Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Resim-iş Öğretmenliği’ni, Eğitim Fakültesi ve Bölüm birincisi olarak tamamladı.
2004 yılında Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Güzel Sanatlar Eğitimi Resim-İş Bölümü’nde yüksek lisans eğitimine başlayan Aylin BEYOĞLU yine aynı bölümde Araştırma Görevlisi olarak çalışmaya başladı ve halen görevini sürdürmektedir.
“Neden resim yapıyorum?”
“Sanat özgürlükler ve farklılıkların yaşam içerisinde yaratmış olduğu çok renkliliktir. Farklılıklar ortaya çıkarılması özgüvenin varlığıyla mümkün olur.
Kendisini tanıyarak gelişimine yön veren sanatçı kendi özgürlük alanının sınırlarını da belirler. Sanatın doğayla beraber oynanan bir oyun olduğunu unutmamak gerekir. Oyunun malzemeleri formlar, biçimler, şekiller ve her türlü nesnel olgulardır. Sanatçı bu oyuna duyguları ile iştirak ederek, senaristlik ve oyunculuğu beraber sergiler. Bu oyunun izleyicisi olan yaşamın gerçek figüranları da seyircilerdir. Sanatçı ve izleyicinin beraber rol aldığı bu oyunun adı sanatsal serüvenlerdir.
Estetik haz ve estetik algı oyunun içerisinde belirleyici önemli bir sanal olgudur. İçeriğinde kültürel birliktelik olduğuna göre sosyal bir sorumluluk kavramından söz etmeden geçmemek gerekir. Kültürel oluşumların esin kaynağını “yaratma ve yorumlama” eylemi oluşturur. Bu eylemin cesaretli ve cüretkar yaratıcılığa vardırılabilmesi için özgürlük sınırlarının iyi bilinmesi gerekir. Algılanan ve hissedilen yaşamı, hayal kavramıyla birleştiren sanatçı eserini yaratıcılıkla buluşturur.
Düşünce; ufku geniş, görsel algısı güçlü insanların yer alabildiği bir sanatsal oyunun sergilendiği bu çevrede sanatçının iyi bir oyuncu ve iyi bir senarist olması çok önemlidir.”
“Hangi konuları, neden seçiyorum?”
“Tamamen içgüdüsel olarak olaylara tanık olarak duygularımı eyleme dönüştürüyorum. Sezgi ve algı dünyasını kültürel bir potansiyelle beslendiği bir anda sanatımı gerçekleştirdiğime inanıyorum. O günkü psikolojim, kendi bedenimle kurulmuş olan diyaloglar imgesel oluşumlara dönüşebiliyor. Konu olarak genellikle portrelere yer veriyorum.”
